Organizasyonlarda Bilinçli Farkındalık



Bilinçli Farkındalık denilen kavrama uzun süredir kafa yoruyorum, farkındalığın bilinçlisi olur mu? Farkında isen bilinçlisindir yada bilinçli isen farkındasındır değil mi?

İşte öyle değilmiş, Zümra Atalay, kitabında bilinçli farkındalığı şöyle tanımlıyor. “Şimdiki an içerisinde gerçekleşenlere dikkat etmek, bu dikkatin niteliğini fark etmek ve tüm bu fark edilenleri acele ile yargılamaksızın kabul etmek”

mindfulness yavaşlamak değilmiş, aksine odaklanarak farketmek ve farkettiğinle beraber hareket etmek, onu reddetmeden, yargılamadan anlamaya çalışmakmış.

“Dalgalara karşı durulamaz, ancak onlarla sörf yapmak öğrenilebilir” Jon Kabat-Zinn


Bu bence müthiş bir şey. Şöyle düşünün sabah işe gidiyorsunuz, ogün içinde bitirmek istediğiniz bir sürü aksiyonunuz var, ancak akşam işten çıkarken bunların hiçbirisine el atamadığınızı yada ancak 1-2 tanesini yaptığınızı farkediyorsunuz. İnanılmaz yoğun, belki fırtınalar ile geçen bir gün ama çoğunu hatırlamıyorsunuz. Ofiste geçirdiğiniz 9-10 saat nasıl geçti, neden hiçbir şey yapamadınız sorusuna cevap kendinizi yada başkalarını eleştirmek oluyor ise Mindfulness’dan kilometrelerce uzaklardasınız demektir.

Araştırmalara göre zamanımızın yüzde 47’sini yapmakta olduğumuzdan farklı şeyleri düşünerek harcıyoruz. (S.Bradt “Wandering Mind not a Happy Mind”)


Sizde gün içinde aşağıda paylaştığım hisleri yaşıyor musunuz ?

· Sergilediğiniz performansa baktığınızda bu benim performansım değil demek

· Duygularınıza karşı çekingen olmak

· Ertelemek, ötelemek, işleri bitireremek, hayır diyememek, evet de diyememek

· Bilinmezliğe karşı don kişot gibi savaşmak ve herşeyi kontrol etmeye çalışmak

· Bilgisayara dakikalarca boş boş bakarken kendinizi bulmak

· Kısa sürede bitecek bir işin uzaması bir türlü bitmemesi

· Kendinizi yorgun ve tükenmiş hissetmek

· Sürekli geçmişin suçlamasında geleceğin kaygısı içinde olmak

· Olanlardan dolayı çoğunlukla kendinizi yada bazen de başkalarını eleştirmek, böyle olmamalıydı diye düşünmek

Eğer bunları yaşıyorsanız, mutlaka bir mindfulness uzmanı ile çalışın yada tanışın.

Organizasyonlarda tek bir kalıp halinde yaşamaya çalışıyoruz. Yada birden fazla kalıp diyelim ancak organizasyona, sektöre yada iş dünyasına ait olan bu kalıplar size ne kadar uyuyor? Kendinize , ihtiyaçlarınıza karşı ne kadar uyanıksınız ne kadar duyarsızlaştınız.

Kendi kalıplarımızda yaşarken bile mindfulness olmaya ihtiyacımız var, odaklanarak fark etmek, bilinçli bir şekilde dikkati bir noktaya yönlendirmek ve farkettmek, farkettiğimizi de kabul etmek önemliyken biz, başkalarının kalıpları içerisine girmeye çalışıyoruz. Aksi taktirde performansımız beğenilmiyor, istediğimiz sonuçları alamıyoruz vb.

Organizasyonlarda dışlanmamak için kendi özümüzü dışladığımızı farkediyorum, kendi özümüzle buluşmak yerine organizasyonda tanımlanmış öz ile buluşmaya çalışıyoruz.

Bir süre sonrada yukarıda saymış olduğumuz sıkıntılar baş göstermeye başlıyor.

Eminim bir çoğunuz tüm bunları görüyor, tanıyor, gözlemliyor ve yaşıyor. Peki bundan sonrası, bu bilinçten sonra ne olacak ? nasıl hareket edersek odaklanarak farkına varmış olacağız. Odaklanarak farkına vardığımızda ne olacak ? hayatımızda neler değişecek.

Bu noktada bir kızıldereli hikayesi anlatmak istiyorum size.

İhtiyar bir kızıldereli torunu ile kamp ateşi kenarında oturuyormuş. Hava kararmış ve odunlar çıtırdarken kıvılcımlar göğe doğru yükseliyormuş. Bir süre sessizlik olduktan sonra ihtiyar kızıldereli konuşmaya başlamış. “bazen kendimi nasıl hissediyorum biliyor musun? Sanki kalbimde iki kurt arasında bir savaş varmış gibi. Kurtlardan biri kalbinden yara almış, içi kızgınlık, kıskançlık, kaygı, hırs, kendine acıma, yalan, kibi ve bencillik ile dolu. Diğeri ise yumuşak ve içi sevgi, neşe, barış, umut, dinginlik, iyilik, merhamet, yardımcseverlik, şükran, güven ve gerçek ile dolu.” Torunu sormuş, “kurtlardan hangisi kazanıyor?” büyükbaba yanıt vermiş “beslediğim”

Dikkatimizi nelerin çektiği aslında bizim gelişim yolculuğumuzu da gösteriyor, neye odaklanırsak ona dönüşürüz diye inanıyorum.

İş hayatında , dikkatinizi, odağınızı aşağıda vereceğim önerilere odaklasanız ne olur?

- Güne iyi başlayın, stres hormonun en çok salgılandığı saatler sabah uyandığınız saatler. Bu nedenle sabah yataktan çıkarken kaygılarla, kafa karışıklığı ile kalkmayın. Daha sonra düşünürsünüz, yataktan kalkerken değil. Uyanınca yatakta 2 dakika kalın, derin nefes alın ve sadece nefesinize odaklanın. Nefesinize anlamlar yüklemeyin, sadece odaklanmak için nefes alın 2 dakika o kadar

- Gün içinde kendi belirlediğiniz anlarda 10 dakika kendi halinizde kalın. Gözlerinizi kapatın ve gene aynı şekilde nefesinize odaklanın. Günün geri kalanında yer alan işleri hızlı, kaliteli ve verimli bir şekilde yapmanızın çok faydası olacaktır.

- Güne iyi ve verimli başlamak istiyorsanız, ilk iş epostalara bakmayın, daha yaratıcı ve karmaşık sorunları çözmeye çalışın. Epostalara bakmayı tercih ediyoruz çünkü basit ve hızla bitirilebilecek işleri tamamladığımızda vücut dopomin salgılıyor. Dopomin bize keyif ve mutluluk veren bir hormon, bunu hissetmek için beynimiz bizi sürekli basit ve hızlıca tamamlanacak işlere doğru yönlendirebilir.

- Toplantılarınızın verimli geçmesini istiyorsanız, iki dakikalık mindfulness egzersizi yapabilirsiniz, toplantıya zihni dağınık gelmiş insanları tek bir paydada toplamak oldukça yorucu bir iş olsa gerek.

- Eve doğru yola çıktığınızda, eve girmeden öncede 2 dakika mindfulness egzersizi yapmanız, aile içinde yaşananlara odaklanmanızı sağlayabilir.

Rasmus Hougaard kitabında, Mindfulness bir zihin, iki temel beceriye sahiptir diye bahsediyor. ODAKLANMA ve FARKINDALIK. Odaklanma, o anda yapmakta olduğunuz işe yoğunlaşmayı, farkındalık ise dikkat dağıtıcı unsurları, ortaya çıkar çıkmaz tespit edip savuşturmayı ifade ediyor. Mindfulness’ın sadece sakince yapılan bir uygulama olmadığını hatırlatmak isterim. O, açık ve keskin düşünebilme becerisiyle ilgili bir kavramdır. Ayrıca tamamen bir yanılsama olan, aynı anda birden fazla iş yapma eyleminin de bir alternatifidir. Mindfulness bir çalışma, ofise adımınızı attığınız andan itibaren yaptığınız her işte odaklanma ve farkındalık becerinizi devreye sokmanız demektir. Elinizdeki işe konsantre olur, içsel ve dışsal tüm dikkat dağıtıcı unsurları fark edip savuşturursunuz. Bu nedenle mindfulness, etkinliğinizi ve yaratıcılığını arttırırken hatalarınızı da en aza indirir.


Bilinçle, farkındalıkla ve şefkat ile kalın.

Ayşe Topaktaş Demir

Başlık fotosu www.siyli.org sitesinden alınmıştır.

11 görüntüleme

© 2023 by Name of Site. Proudly created with Wix.com